ağızlarından kir sıçratan, beden dili kuvvetli,kolay kolay gerçek gözyaşı dökemeyen kadınların arasından sana bakıyorum bir çocuk suratıyla..

beni tamda güneşin alnında bıraktın.. gökkuşağının en belirsiz renkleriyle boğazımı düğüm düğüm yapıp..

..tam işte orda.. tek başıma kaldım..

yüzümde övgülerle dolu bir maske.. yüzümden aşağısı felç.. kimsenin haberi yok.. boş bedeni seviyorlar.. anlatamıyorum..

üstünkörü hazırlanmış sevgili cümleleri üstüme üstüme geliyor.. özne yüklemi kandırmış.. nesne olan benim.. haberin bile yok..

senden sonra çok şeyi daha iyi anladım kendimde.. kanmak istedikten sonra çokta kolay kanıyordum..

yalanın herdaim denize nazır, ıhlamur kokulu en güzel yerinde yuva yapmış ağızları bir bir öpüyordum artık..

kendimi kandırmayı güzel bir yemekten sonraki kırmızı koltuğumda yaptığım şekerlemelere benzetir oldum..

sonra bir anda gece oluyor..

gözgöze gelmeden sevişiyor.. sağ gözümü sol gözümle kapatıp karanlığı öpüyordum..

sevgili.. bilmiyosun neden susuyorum..

hiçbirşey istemiyorum artık senden..

birileri sorunca neyi mahfettiğini anlatmak o kadar zor ki;

konuşmuyorum o yüzden kimselerle..

ve ben binlerce şiir arasından hep aynı adamın sözünü hatırlıyorum

'' başkası canımı yakana kadar.. hep sanamı üzüleceğim..?''